Halit Bülent Ok Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Anasayfa Avukatlarımız Makaleler Vekalet Bilgileri Fotoğraf Galeri Soru & Cevap İletişim
Halit Bülent Ok
 
CMK Göre Zorunlu Müdafilik Kavramı

1.GİRİŞ

   Anayasamızın kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." hükmü, Anayasamızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde ise "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma (Ek ibare: 4709 - 3.10.2001 / m.14)"ile adil yargılanma" hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki_davaya_bakmaktan_kaçınamaz."_düzenlemesi_mevcuttur.               

   Avukatlık mesleğine ilişkin önemli belgelerden biri olan Havana Kuralları – BM Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler’in başlangıç bölümünde “Bütün insanların sahip olduğu ekonomik, sosyal ve kültürel veya kişisel ve siyasal nitelikteki insan hakları ve temel özgürlüklerin yeterli bir biçimde korunması, herkesin bağımsız hukukçuların sağladığı adli hizmetlere etkili bir biçimde ulaşma hakkına sahip olması gerektiği”nden söz edildikten sonra, 3.maddesinde “Hükümetler, yoksullara ve gerektiği takdirde mahrumiyet içinde bulunan diğer kimselere adli hizmet verilmesi için yeterli mali imkanlar ve başka kaynaklar sağlar. Avukatların meslek örgütleri bu hizmetlerin, imkanların ve kaynakların organize edilmesinde ve sunulmasında işbirliği yapar” denilmek suretiyle bu konuda hükümetlere ve barolara düşen sorumluluk belirlenmiştir.

   Yukarıda açıklandığı üzere, ekonomik açıdan zayıf olan bireylere de yargı mercilerine ve avukatlara ulaşma olanağının sağlandığı, bir yandan da bu tür hizmetlerde bulunan avukatların ekonomik açıdan zorda kalmalarını önleyici tedbirlerin alındığı, ve bu olanaklarla birlikte avukatla temsilin zorunlu olduğu bir hukuk sisteminde adil yargılamadan söz etmek mümkün olabilecektir.  

   Bu ilkeler ışığı altında 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun da sanık ve katılanının, haklarını daha iyi savunabilmesi için avukat yardımı almasını düzenleyen maddeler kabul edilmiştir.

 

2.CMK KANUNUNA GÖRE  SORGU AŞAMASINDA AVUKATLIK YARDIMINDAN NASIL YARALANILIR.

            Kanun gerekçesinde de açıklandığı üzere “Sorguya çekilecek veya ifadesi alınacak şüpheli veya sanığın yararlandığı ikinci temel savunma hakkı, avukat bulundurabilmektir”.Bu hakkın şüpheli veya sanığa kullandırılması; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 147.Md.sin  1/c fıkrasında “İfade ve sorgunun tarzı ile ilgili” bölümünde  düzenlenmiştir.Bu maddeye göre Sanık veya şüphelinin müdafi seçme  hakkından bilgisi olmaması durumunda da, ifadeyi alan görevli tarafından, “Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirileceği” bildirilmesi gerekir.

            Sanık ve şüphelinin,sorgu ve ya ifade verme aşamasında sorgu yapan veya ifadeyi alan görevliye “İfadesini avukat nezaretinde vereceğini belirtmesi, avukatı varsa avukatının belirterek çağrılmasını, avukat tutacak imkanı yoksa da barodan görevlendirilecek avukat nezaretinde ifadesini vereceğini belirtmesi  yeterlidir. Sanık veya şüpheli avukat talep etmesi için,hangi konuda suçlandığı önemli değildir.Avukat bulundurulması için talep esastır.                          

               Yakalanan kişi veya sanık 18 yaşını bitirmemiş ise veya sağır veya dilsiz veya kendisinin savunamayacak kadar malül olursa, istemine bakılmaksızın, kendisine, baro tarafından bir müdafii tayin edilir.

           Uygulamada; sorgu veya ifade alınırken 5271 Sayılı kanunun 147nci maddesinde belirtilen tüm diğer hakları ile birlikte “Şüphelinin avukat isteyip istemediğinin sorulduğu” kimlik bilgilerinin  altında ifade alınmadan önce yazılıp hazır edilmektedir. Yeni suç işleyen şüpheli bu hakkının mahiyetini bilmediğinden genelde talep etmemektedir. Avukat talep etme  hakkından daha çok suç işlemeyi alışkanlık haline getirmiş maddenin anlamını bilen şüpheli ve sanıklar yararlanmaktadır.

           Şüpheli ve sanık Sorgu Tutanağının altını imzaladığı zaman, kimlik bilgileri bölümü ile ifadesinin arasında yer  alan haklarının neler olduğu ve bunların hatırlatıldı hakkındaki yazıyı da   imzalamış olmaktadır.Sanık ve şüphelinin haklarını daha iyi anlamaları sağlamak amacıyla,şüpheli ve ya sanıkların haklarının ifade ve sorgu tutanaklarından ayrı bir tutanakla belirlenmesi ve sanık ve şüphelinin açık iradesinin belirlenebilmesi için “Barodan avukat istemediğine dair beyanın” kendi el yazısıyla alınması bu hakkın kullanılması açısından daha anlamlı ve faydalı olacağı açıktır.

 

         3. SORGU SIRASINDA BULUNDURULABİLECEK AVUKAT SAYISI SINIRLIMIDIR? AVUKATLARIN GÖREVİ ESNASINDA  SINIRLAMALAR MEVCUTMUDUR?

           Bu soruları cevabı 5271 Sayılı kanunun 149 ncu maddesinde “Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi” başlığı altında düzenlenmiştir.

            Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanuni temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir(Madde 149-1)

            Soruşturma evresinde, ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir.(Madde 149-2)

            Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.

            Sanık ve şüphelilerin bu  hakları; Soruşturma veya kovuşturmanın her aşamasında avukatları ile görüşebilmeleri, İfade alma ve sorgu süresince adı avukatlarının yanlarında  bulunabilmesi, ve her aşamada avukatlarından  hukukî yardım alabilmeleridir.     Sanık veya şüphelinin bu hakları engelleyici veya kısıtlayıcı her eylem  yasaktır ve savunma haklarının ihlâlini oluşturacaktır. Bu haklardan yararlandırılmadan veya kısıtlanmak suretiyle  alınan ifade kovuşturma esnasında kullanılamayacaktır.

 

         4.HANGİ HALLERDE SANIK VA ŞÜPHELİNİN TALEBİNE BAKILMAKSIZIN ZORUNLU MÜDAAFİ GÖREVLENDİRİLİR?

             Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederek avukat bulundurulmasını istemesi halinde soruşturma ve kovuşturmanın yapılabilmesi için  bir müdafi görevlendirilmesi  zorunludur.(Md.150-1)

           Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise,sanık veya şüpheliye alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç isnat edilmişse  soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için Sanık ve şüphelinin istemi aranmaksızın zorunlu olarak bir müdafi görevlendirilir. (Md.150-2,3)

            Devletin, sanık ve şüpheliye kovuşturma ve soruşturma yapabilmesi için zorunlu müdafi atamasını gerektirecek, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunda  alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları neleri kapsamaktadır?

            İnceleyecek olursak; Mağdurun;iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,yüzünün sürekli değişikliğine,gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, vücutta kemik kırılmasına neden olan, sonucunda ölüm meydana gelen işkence suçunu ,yağma

Millete ve Devlete Karşı Suçları (Zimmet-İrtikap), Devletin Güvenliğine Karşı Suçları(Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak,Düşmanla işbirliği yapmak,Devlete karşı savaşa tahrik,Yabancı devlet aleyhine asker toplama,Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri yararına anlaşma,Düşman devlete maddi ve mali yardım), Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçları(Anayasayı ihlal,Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı,Yasama organına karşı suç,Hükümete karşı suç,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silâhlı isyan,Silahlı örgüt,Silah sağlama,Askeri komutanlıkların gasbı,Askeri komutanlıkların gasbı,Savaşta yalan haber yayma), Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçları kapsar

            5271 sayılı kanunda yapılan son değişiklikle Devletin, sanık ve şüphelinin savunulmasında müdafi bulundurma zorunluluğunu duyduğu alt sınırı beş seneden yukarı olan suçların büyük bir bölümü  yukarıda sıralanmıştır. Suçları inceleyecek olursak toplumun mağdur olduğu işkence suçu ,yağma suçu, Millete ve Devlete Karşı Suçlar (Zimmet-İrtikap), Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçla, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk, Yabancı Devletlerle Olan İlişkilere Karşı Suçlar olduğunu görüyoruz. Adil yargılanmada savunmanı kutsallığı yadsınamaz ve soruşturma ve kovuşturma esnasında savunma hakkının en iyi şekilde kullanılması  adil yargılanma için zorunludur.Bunun yanında Devlete karşı işlenen suçlarda anayasanın 3ncü maddesinde belirtilen” Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” ve beşinci maddesinde belirtilen “Devletin temel amaç ve görevlerinin açıklandığı “ “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır”,maddeleriyle çelişmektedir. Özellikle soruşturma veya kovuşturma esnasında suçunu itiraf eden veya aynı  suçu birkaç işleyerek suç işlemeyi alışkanlık haline getiren sanıklara müdafi atanması ne derece anlamlıdır?

         5. MAĞDURUN AVUKAT İSTEME HAKKI VARMIDIR?

                         Mağdur veya suçtan zarar gören, davaya katıldığında, mahkemeden istemesi halinde baro tarafından bir avukat görevlendirilir. Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz. (Md.239)

 

         6.ZORUNLU MÜDAAFİ OLARAK AVUKAT GÖREVLENDİMEDE  USUL VE YÖNTEMLER NELERDİR?  AVUKATI KİMLER GÖREVLENDİRİR ? GÖREVLENDİRİLEN  AVUKATIN GÖREVİ NE ZAMAN SONA ERER?

            Şüpheli veya sanığın  öncelikle kendisini temsil ettirdiği bir müdafisinin olamaması gerekmektedir.

            Şüpheli veya sanığın, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederek, bir müdafi görevlendirilmesi  istemesi,sanık veya şüphelinin, çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olması,sanık veya şüpheliye alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suç isnat edilmiş olması durumunda,   soruşturma evresinde ifadeyi alan merci veya sorguyu yapan hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından barodan talep edilir.

            Barolarda zorunlu müdafilik için görev almada baroya kayıtlı avukatlar arasında gönüllük esastır. Çoğu baromuzda CMK sisteminde çalışmak isteyen avukatlar gönüllü listesi oluşturularak belirlenmektedir.CMK komisyonuna baş vuran gönüllü avukatlar arasından görevlendirilme Baro Başkanlığınca yapılır. Gönüllü listesi sistemi uygulayan barolarda bir CMK Uygulama Servisi ya da merkezi olduğu için, avukat talep eden yer (kolluk, savcılık, mahkeme vs.) bu merkezin telefonunu aramakta, dolayısıyla sadece bu işi yapan kişilerle karşılaştığı için zorluk yaşamamaktadır. CMK servisi olan barolarımızda karakollardan, savcılıktan ya da mahkemelerden talep geldiğinde CMK servisinde kayıtlı avukatlardan günlük nöbet listesinde bulunan avukatlar telefonla aranarak görevlendirilmektedir.

            Ancak bazı illerimizde barolarımız mevcudunun az olması veya gönüllü avukatların bulunmaması sebebiyle baroya kayıtlı tüm avukatlar sırayla müdafi olarak görev almak zorundadır.

            Zorunlu görevlendirilmiş avukatın görevinin sona ermesi;                    

            *Soruşturma evresinde; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, yetkisizlik veya görevsizlik kararı, kamu davası açılması hâlinde ise iddianamenin kabulü kararı verilmesi,(Kural olarak soruşturma evresinde görev alan avukat kovuşturma evresinde de görevine devam etmektedir)  

            *Kovuşturma evresinde; yargılamanın yapıldığı il veya ilçe dışında yargılamayı gerektirir görevsizlik veya yetkisizlik kararı, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesi ya da davanın nakline karar verilmesi,

            *Müdafi, vekil veya kendisine müdafi ya da vekil görevlendirilen kişinin ölmesi,

            *Kişinin kendisine bir müdafi veya vekil seçmesi, hâllerinde sona erer.

Yukarıda belirtilen  görevi sonlandırıcı durumların varlığı dışında zorunlu müdafi olarak görev alan avukat davayı karar kesinleşinceye kadar takip etmek zorundadır.Avukatın; Avukatlık Kanununda yazılı sebepler dışında davadan çekilmek ve/veya işi reddetmek hakkı bulunmamaktadır.

          6.ATANAN AVUKAT HANGİ İŞLEMLERİ YAPMAKTADIR?

              Kolluk aşamasında, ilgili birimde yaşı küçük yakalanana, YAKALAMA, GÖZALTINA ALMA VE İFADE ALMA YÖNETMELİĞİ madde 18/b gereğince ifade aldırmamakta, sadece kimlik tespiti yaptırmaktadır. Yaşı büyük yakalananlara da yasal haklarını (CMK 147Md. ) hatırlatmakta, susma hakkını kullanmak istiyorsa kişiye yardımcı olmaktadır. Ayrıca yakalananla baş başa görüşürken hem olay hakkındaki bilgileri almakta hem de  sorular sormakta, yakalananın zor görüp görmediğini öğrenmekte, yakalanana gereken tüm hukuki yardımları yapmaktadır. Kollukta zor gören kişi için kimlik tespiti/ ifade zaptına şerh düşmekte, sonra savcılıkta bu konuda beyanda bulunmakta, ayrıca kişiye adli yardım gereğince bir avukat atanmasını sağlamak için servise bilgi vermektedir. Zira bu durumda yakalanan mağdur olmaktadır.

             Kolluk aşamasından sonra savcılığa sevk edilen yakalanana bu aşamada da yardımcı olmaktadır. Savcılık ifadesine katılan avukat, ifadesi sırasında yakalanana hukuki yardımda bulunmakta, yakalanan kollukta işkence görmüşse, ifade zaptına bu durumu yazdırmakta ya da şerh düşmektedir. Bu aşamada, yakalananın varsa olayla ilgili delillerinin toplanmasını savcılıktan talep etmektedir.

             Yakalanan sulh ceza hakimine sevk edildiyse bu aşamada da yakalananın yanında olmaktadır. Yine sorgu ifadesine katılmakta, varsa işkence ile ilgili beyanda bulunmakta, varsa toplanmasını istediği delilleri yine bu aşamada da bildirmekte ve diğer tüm hukuki yardımları yapmaktadır. Yakalanan tutuklandıysa tutuklamaya derhal itiraz etmektedir. Tüm bunların yanında elbette yakalanana yardımcı olmakta, delilleri karartmamak, olayı saptırmamak şartıyla gerekli hukuki yardımda bulunmaktadır. Yakalanana olaya aykırı ifade verdirmek ya da yakalananı bu yönde yönlendirmek, açıkça görevi kötüye kullanmaktır. Bunun dışında yakalanan ifade verirken kesinlikle ifadesine karışmamalı, yakalanan yerine sorulara cevap vermemeli, sadece suçu ikrara yönelik ya da olayı saptıran sorulara müdahale etmelidir.
            Kovuşturma esnasında , sanığa gerekli tüm hukuki yardımları yapmakta, itiraz, delilleri toplama gibi hukuki işlemleri tamamlamaktadır. Dava sonuçlandığında kararı temyiz etmektedir.

 

Halit Bülent Ok
Hukuk ve Danışmanlık Bürosu